ÖCALAN'IN MUSTAFA KEMAL OKUMALARI

ÖCALAN'IN MUSTAFA KEMAL OKUMALARI

Fevzi BOZKURT
Politika


Abdullah ÖCALAN’in Mustafa Kemal ATATÜRK hakkindaki düsüncelerinin, yakalanmadan önce nasil oldugu, yakalandiktan sonra nasil degistigi hakkinda bilgilerin yer aldigi bu kitap, bizlere degisik bilgiler sunuyor.
Mustafa Kemal’i degisik yönleriyle kiyaslayan Öcalan, birçok pasanin devsirme ve göçmen oldugunu söylüyor. Süleyman Demirel’in ve Kenan Evren’in Yugoslav göçmeni, Atatürk’ün de Selanik göçmeni olmasi gibi. Bu durumun Anadolu halki üzerinde olumsuz etkilerinin oldugu, hakla eziyet ve zülüm edilmesinin sebebinin bu devsirmelikten kaynaklandigini iddia ediyor. Öyle ki bu zulümlerden olayi Mustafa Kemal’e “DECCAL” bile deniliyor. Islamiyet’i ortadan kaldirmasinin da Yahudilerin ve Siyonizm’in etkisinin oldugu söyleniyor.
Yakalanmasin ardindan, Kurtulus savasinin Türkler ve Kürtler sayesinde kazanildigi söylemeye baslar.  Ilk baslarda Yahudilerin etkisiyle Islamiyet’i ortadan kaldirdigini söylerken, yakalandiktan sonra,
Yahudileri sadece II. Mahmut ve Mustafa Kemal’in idam ettigini söyleyecek kadar kendisi ile çelismektedir, Mustafa Kemal’in Ittihat Terakki’ci oldugunu, Ismet INÖNÜ ve cumhuriyeti kuranlarin da Ittihat Terakki ve Bati yanlisi oldugunu söylerken, yakalandiktan sonra Mustafa Kemal’in Ittihat Terakki’nin oyununu bozarak cumhuriyeti kurdugunu belirtir. Atatürk’e düzenlenen iki suikastinda arkasinda yine Terakki vardir der.
Ingiliz isbirlikçisi Vahdettin’in Mustafa Kemal’i isyanlari bastirmasi için Samsun’a gönderdigi, aslinda böyle bir halk harekâtinin olmadigini iddia ediyor. Ardindan da Samsun’ çikisin bir plani, programinin olmadigi ama bu çikisin gerektigini söyler. Mustafa Kemal’i bir engel olarak gören Ingilizlerin, Vahdettin’e Samsun’a göndermesini isterler. Böylece Mustafa Kemal yalniz birakilacak ve Ingilizlerin destekledigi Inönü etkin bir rol alacak.
Masonluk kültürü ile büyüyen Atatürk, ilk yasam olanaklarini Selanik’te alir. 1896 yilinda toplanan Dünya Siyonist kongresinin amaci Yahudilere bir yurt, toprak parçasi bulmaktir. Önlerindeki tek engel de II. Abdülhamit’tir. Bu sorun Ittihat Terakki yardimiyla Mustafa Kemal sayesinde asilacaktir. Koyu bir mason olan Mustafa Kemal, 33. Dereceden masondur ki bu derece masonlugun en üst seviyesidir. Yakalanmasinin ardindan. Aslinda mason olmadigini belirtir. Çankaya da tuksak gibi bir hayat yasadigini söyler. Yönetimin gücünün Inönü ve Yahudi kökenli Fevzi Çakmak tarafindan yönetildigini söyler. Üzeyir Garih, Fevzi Çakmak’in mezarini sik sik ziyaret ederdi. O da tuhaf bir sekilde öldürüldü. Onu ortadan kaldiran kuvvetin, 1938 yilinda 2. Dünya Savasi baslamadan Mustafa Kemal’i de ortadan kaldirdigini söylüyor. Sasirticidir ki, Ecevit’te ABD’nin Irak’a müdahalesinden hemen önce ölmesi gibi. Ergenekon’un ortaya çikisinda Yahudilerin etkisi büyüktür. Veli Küçük Üzeyir Garih’ten para ister. Daha önce defalarca yardimda bulunan Garih, artik yardim etmeyecegini söyler. Bunun üzerine Garih öldürülür. Bu durum üzerine MOSSAD ve CIA müdahale ederek, Tuncay ÖZKAN üzerinden Ergenekon’u desifre eder. Yani tamamen tesadüfen ortaya çikar. 
[caption id="attachment_3464" align="alignright" width="200"] 100 CHARACTERS[/caption]
Yakalanmadan önceleri Mustafa Kemal’i gözü kara bir cumhuriyet taklitçisi olarak tanimlar. Osmanli padisahlari da böyledir. Yavuz gitti halifeligini ilan etti. Yani peygamberden sonra Allah’in gölgesi oldugunu. Egemenlik, sömürü ruhlarinda var. Mustafa Kemal da böyledir. Onun cumhuriyetçiligi kara cehalettir. Cumhuriyet adini kendisinden baska kimse bilmez. Ve 29 Ekim günü hiçbir felsefesi, partisi olmadan cumhuriyetini ilan eder der. Düsünceleri böyledir.
Yakalanmasinin ardindan düsünceleri farklilasir. Temeli binlerce yil öncesine dayanan, hanedanlik ve dinsellik üzerine kurulan bir devletin yapisini yikip, yerine Fransizlardan örnek alinan bir rejimi getirmek görülmemis bir harekâttir. O zamanlarda Fevzi Çakmak Genelkurmay baskanidir. Ingilizlerin adamidir ayni zamanda. 1948 yilinda bugünkü MHP’nin temeli olan Millet Partisini kurar. Zaten Fevzi Çakmak’in Türk milliyetçiligi ile de pek alakasi yoktur. Sadece hükümeti kendi istedigi gibi yönetmek ister. Türklerle Kürtleri karsi karsiya getirerek Kürtleri asimile etmeye çalismaktir.
M. Kemal tam bir cumhuriyetçidir, milliyetçi degildir, kendisini güvence altina almak için Türkçülügü gelistirdi. Kürt sorunu çözülmesi konusunda da özerklik verilmesi düsünüyordu. Bunu ne zaman dile getirse karsisina bir sey çikiyordu; Menemen Olayi, Seyh Sait Ayaklanmasi gibi. Bir de o zamanda Islami akim çok güçlüydü. Destegi olmadan basarili olmak mümkün degildi. Mustafa Kemal Islami kesimin destegini aldi. Said-i Nursi’den aktif destek istedi Cumhuriyete. Yine Komünistlerin destegini aldi. Yani o döneme Mustafa Kemal üç siyasal akimla Cumhuriyeti ilan etti. Bunlar Kürtler, Islamcilar ve üçüncüsü Komünistlerdir.
1920’lerde yükselen fasist dalgalanmalarda Mustafa Kemal’in etkisi büyüktür.  Bu fasistlik diktatörlükten daha tehlikelidir. Bu yönde korkulari vardir ve korkmada da haklidir. Bu korku Mustafa Kemal’i Bolseviklerle, Kürtlerle, Çerkez Ethem’le sarmas dolas olmasina kadar götürür. Gitgide fasistlesen Mustafa Kemal Kürdistan da artan isyanlari bastirmak için katliam yapma baslar. Hitlerin 1930’lardan sonra yaptigi katliami Mustafa Kemal 1920’lerde yapar. Düsünceleri böyledir.
Mustafa Kemal, kurtulusun milliyetçilikle olamayacagini biliyordu, ayrica kurtulus savasinda hiçbir yabanci güçle kazanilmayacagini da anlamisti. Kürtlerle ve diger halklarla bu isi basarabilecekti. Osmanli Imparatorlugu’nun yikilma sürecinde onu ayakta tutmanin temel yöntemi halki çetelestirme tarzidir. Imparatorlugun kurtulamayacagi anlasilinca, ayni çeteleri Anadolu’ya gönderir. Mustafa Kemal baslangiçta bunlari oldukça etkili kullanir. Buna benzer Efeleri de bir çete hareketi olarak anlasilir.
Sonuç olarak insanlar yasamlari boyunca belirli bir çizgide olamamislardir. Belli süreçlerde kendilerini gelistirerek yenileme ihtiyaci duymuslardir. Ki böyle davranilmadigi zamanlarda dünyadaki gelismelerden de uzak kalinir. Söylem ve ifadelerinde büyük degismeler olustugunda, buna kendini yenileme, gelistirme denilemez.
Abdullah Öcalan’in 1999 yilinda Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi, PKK\KCK üzerinde büyük bir sok yapmistir. Bu sok örgüt içerisinde karisikliklara neden olmus ancak Türkiye bu karmasadan yeterince faydalanamamistir. Öcalan Türkiye’ye getirilirken kendisine sorulan sorulara: “Ben ülkemi severim. Annem de Türk’tü. Bir hizmet imkânim olursa yaparim. Onun disinda bana bir sey söylemeyin. Hizmet gerekirse yaparim. Türkiye’ye dönünce hizmet edecegim. Firsat verirseniz, hizmet ederim. Bunlari, halkin içinde konusuyorum. Baska bir sey de konusmam. Bir hizmet imkânim varsa, ben inaniyorum vardir, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edecegim. Çok iyi edecegim.” Demisti. Bunun ne tür bir hizmet oldugunu da merak ediyoruz.
Mustafa Kemal’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karsi olan durusu anlasilir sekildedir. Yakalandiktan sonraki açiklamalari ise yeni bir çözümlemeyi gerektirmektedir.
Öcalan, kitaplarinda ve yazilarinda Mustafa Kemal’in çevresindekileri, Ittihatçi devami olarak degerlendiriyor. Türkiye’deki çetelesmeyi ve Ergenekon terör örgütünü elestirirken, bu davalardan tutuklu ya da tutuksuz yargilanan kimileri hakkinda hiçbir degerlendirmede bulunmamasi kaçirilmamasi gereken baska bir husustur.
PKK içerisindeki bazi gruplar “Öcalansiz da” silahli faaliyetlerini devam ettirebileceklerini düsünüyorlar. Gruplara göre Öcalan’in Imrali’da kalmasi, kendileri üzerinde muhtemel baskilari azaltabilecektir.
 
Sonuç olarak içerisinde bulundugumuz durum ile Öcalan’in Mustafa Kemal hakkindaki söylemlerine bakildiginda: Öcalan ya gerçekten Kemalist’tir; tarihe “Kürtlerin Mustafa Kemal”i olarak geçmek istiyor ya da Türkiye kamuoyu ve Atatürkçü çevrelere iyi görünmek için Mustafa Kemal’e övgüler diziyor. Sonucunun ne olacagini zaman gösterecek…
 
 
 
ÖCALAN'IN MUSTAFA KEMAL OKUMALARI
MEHMET MEMDOGLU
YAKIN PLAN
2012

Benzer Kitaplar