III. Dünya Savasi Armageddon

III. Dünya Savasi Armageddon

Fevzi BOZKURT
Biyografi


Insanlik tarihinden bu yana birçok savas yasamistir. Bu savaslara baktigimiz zaman birçok neden sayabiliriz. Bunlar arasinda toplumlarin inançlari, kendileri için kutsal saydiklari degerler, ekonomik sebepler, toprak kazanma hirsi vb. sayabilecegiz birçok neden tarihte toplumlarin birbirleriyle savasmalari için gerekçe olusturmustur. Geriye dönüp baktigimizda birçok neden bu savaslara zemin hazirlamistir ancak en önemli savas sebebi insanligin gelecekte de ihtiyaç duyacagi enerji kaynaklarina sahip olma hirsi olmustur.  Tarihte büyük savaslara ev sahipligi yapan ve dünyanin birçok egemen gücünün istahini kabartan, birçok ülkenin sömürgecilik faaliyetlerine maruz kalan Orta Dogu cografyasi sahip oldugu petrol, dogalgaz ve daha birçok kesfedilmeyen enerji kaynaklarina sahip olmasi gerekçesiyle oynanan birçok filmde basrol olmustur.
 
Bu sebeple gücü elinde bulunduran egemen devletler, Orta Doguyu her zaman gündemlerinde tutmus, bazen kendileri için bir kahraman, bazen de ise yaramaz, elinden bir sey gelmeyen bir araç olarak görmüslerdir. Orta Dogu bölgesine sahip olmak ve bölgede bulunan enerji kaynaklarini kendi menfaatleri dogrultusunda kullanmak isteyen bu egemen güçler; yorulmadan, yilmadan ne yapabilirim diye düsünüp bir arayis içerisinde bulunmuslardir. Baktigimizda genellikle bunu basarmislardir. Orta Dogu hiçbir zaman kendi kaderini ve gelecegini sekillendirecek bir pozisyon elde edememistir. Egemen devletler Orta Dogu üzerinde planladiklari ve önceden gizli kapilar arkasinda yaptiklari planlari çok iyi hayata geçirmistir. Sinirlarini kendi çizdikleri bölgelerde yasayan ayni dil, inanç ve ayni irka sahip toplumlari birbirlerine karsi kiskirtarak savastirmis bunun neticesinde birbirine düsman çok sayida devlet ortaya çikartilmistir. Kendi elleriyle kurdurduklari bu devletlerin basina menfaatleri dogrultusunda çalisacak kisileri getirip bölgede diktatör birçok rejimin olusmasina sebep olmuslardir.
 
Degisik yöntemlerle bölgeyi ele geçiren egemen güçler, bu bölgede yasayan toplumlarin milliyetçilik duygulariyla oynamis ve bu toplumlari kendi amaçlari dogrultusunda kullanmislardir. Egemenlerin günümüzde Orta Dogu'daki menfaatleri ve projeleri daha farklidir. Hedeflenen yeni ve farkli stratejiler için Orta Dogu'da tekrar bir sinir çizilmesine gereksinim duyulmaktadir. Bölgenin yeniden dizayni ve yeniden sekillendirilmesi için dügmeye basilir. Geçmiste amaçlari dogrultusunda toplumlari milliyetçi birtakim söylemlerle peslerinden sürükleyen güçler, bugünkü projeleri için demokrasi kavramini kullanmaktadirlar. Amaç bu bölgeyi sömürmek, sadece söylemler farkli, sömüren ayni, sömürülen aynidir. Gücü elinde bulunduran devletler, Orta Dogu üzerindeki emellerine kimi zaman dost, kimi zaman bir kurtarici rolünde, kimi zamanda açik bir sekilde düsmanca ve saldirgan bir tutum sergileyerek ulasmislardir. Sanayi devrimi ile birlikte toplumlar daha önceleri ihtiyaç duymadigi birçok materyallere ihtiyaç duymaya baslar. Bu nedenle egemen devletler bu ihtiyaçlarini karsilamak neye mal olursa olsun amaçlarina ulasmak için ellerinden gelen her seyi yapacaklardir. Tarihte oldugu gibi ihtiyaç duyduklari bu yeni varliklar yine kendi topraklarindan çok uzak yerlerdedir. Sunu iyi biliyoruz ki bu uzaklik bu varliklari kendi ülkelerine tasimak için bir sorun teskil etmemektedir. Günümüzde gelisen teknoloji ve paralelinde artan çesitlilik bu kaynaklara duyulan ihtiyaci artmistir. Hizla büyüyen bu pastadan büyük pay sahibi olmak isteyen sanayi imparatorlari her türlü çalismalari yapmislardir. Bu ugurda yapilacak her yolu kendilerine mubah saymis, büyük sömürüler ve büyük insan kiyimlari yasanmis, insanlik tarihinin en siddetli ve en acimasiz savaslari bu dönemde yasanmis, milyonlarca insan, sirf bölgelerinde sahip olduklari zenginliklerine el koyulmak amaciyla katledilmistir.
 
Insanlik, acimasiz ve centilmence olmayan savaslara sahit olmustur. Bu kaynaklara sahip olmak amaciyla dünyanin birçok yerinde kalabalik ordular karsi karsiya gelmis, masum birçok toplum adeta soykirima maruz kalmislardir. Güçlü devletler ellerindeki teknolojik ve silah üstünlügünü kullanarak kendilerinden zayif birçok ülkeyi kusatmis, bu ülkelerin ellerinde bulundurduklari kaynaklari kendi menfaatleri dogrultusunda kullanmislardir. Sömürdükleri ülkelerin kaynaklarini almalari yetmezmis gibi bu ülkeleri gelecekte ugrasacaklari birçok sorun ile bas basa birakmislardir. Gelisen teknoloji ile artan ihtiyaçlarin çesitliligi sebebiyle yeni kaynaklar egemen güçlerin olmazsa olmazidir. Günümüzde kullandigimiz araç, gereç ve malzemelerdeki materyal ve madenlere ait rezervler gün geçtikçe tükenme tehlikesi ile karsi karsiyadir. Bu kaynaklari üretmek gibi bir seçenek bulunmadigi sebebiyle insanlar alternatif baska kaynaklar bulmak zorundadir. Egemen güçleri, imparatorluklarinin devamini, kaynaklara bagli olduklari bütün madenlerin hizla tükenmekte oldugunu ve gelecekte bir gün maden rezervlerinin diplerini görüneceginin farkinda olarak hiç zaman kaybetmeden madenlerin halefi olarak yeni enerji kaynaklarini bulmak için ise koyulurlar.
 
Uzun bir süre büyük emekler harcanarak kapsamli arastirmalar ve deneyler yapilir. Yapilan bu çalismalara büyük mali kaynaklar ayrilir, ülkelerindeki iyi bilim adamlarini ve degisik devletlerde kendi alanlarinda basarili çalismalari olan uzman kisilerle beraber büyük arastirma kadrolari olusturulur.  Bu kadrolara her türlü olanak fazlasiyla temin edilerek bir dedikleri ikiletilmez, bilim adamlari da hükümranlarini kendilerine sunduklari bu imkânlarin hakkini vermeye çalisarak aylar, yillar süren bir sürü deney çalismalari yaparak en ince detayi bile gözden kaçirmadan çalisip çabalarlar. Bu gayretli çalismalar zamanla meyvesini vermis ve insanlik tarihine damga vuracak olan o çalismayi herkese müjdelemislerdir. Bilim adamlari tarafindan atom parçalanmistir. Bu kesif büyük bir kesiftir, dünyada alisilagelmisin disina çikacak bir gelismedir, rutini alt üst edecek bir gelismedir. Bu kesiften önce dünyanin birçok egemen gücü devletler artik kesfi yapan ülkelere karsi güçsüz ve savunmasiz bir duruma düsmüslerdir. Çünkü bu kesif sahiplerine müthis bir güç kazandirmistir. Kesif sahibi ülkeler için elde edilen bu kaynagi gelistirerek bütün alanlarda kullanmaya baslamislardir. Teknolojiden, sanayiye, savunmaya birçok alanda kullanmaya baslamasiyla beraber birçok devletin olmazsa olmaz dedikleri madenlere ihtiyaç kalmamistir. Bu güçler ellerindeki kaynagin kendilerine verdigi özgüvenle beraber artik hiç kimseye ve hiçbir seye ihtiyaçlari olmadigini düsünmüslerdir ve buna kendilerini inandirmislardir. Baktigimiz zaman haksizda degiller çünkü yeni bir sey kesfedilmis ondan iyisi yoktur, herkes bu yeni kaynaga sahip olmanin pesindedir. Teknoloji ve sanayi alanlarindan sonra nükleer enerji olarak da kullanilan bu kaynak sayesinde güçlü ve enerjinin silaha çevrilmesiyle beraber itaatkâr ordular olusturulmustur. Bu sayede baska kaynaklara ve insanlara ihtiyaç duymamaya baslayan güçler sömürdükleri ve sömürmeye devam ettikleri büyük toprak parçalarina ve bu topraklarda yasayan insanlara sözde özgürlüklerini verip bagimsiz devlet olmalarina müsaade etmislerdir. Özgürlükçü kesilen bu zihniyet yakin zamanda birakin özgürlüklerin yasamaya kendileri disindaki toplumlarin en kutsal ve devredilmez haklari olan, yasam haklarini gasp etmislerdir.
 
Bu zihniyetin takindigi özgürlükçü, iyi niyetli tutumlar ve demokrasi maskeleri; bu kaynaklarin sebep oldugu zamanla yasanan ve kitlesel sorunlari da beraberinde getiren, çok sayida insanin ölümüne neden olan olumsuz etkileriyle düsüp gerçek yüzleri ortaya çikmistir. Artik o tatli uykudan uyanma zamani gelmistir. Çünkü ürettikleri ölümcül silahlar kendilerine dönmeye baslamistir. Bu sebeple bir takim yeni arayislar tekrar ortaya çikmaya baslamistir. Zararini gördükleri bu kaynaklara alternatif bir seyler bulmak zorundadirlar. Bunun için kendilerine ihtiyaç duymadiklari ve sözde özgürlükçü söylemlerle bagimsizliklarina müsaade ettikleri toplumlari ve ülkeleri yeniden hedefleri olarak görmeye baslamislardir. Zaman eski zaman degildir artik yapacaklarini hakli gösterecek bir kilif bulmak zorundadirlar.
 
ÇÖL PROJESI
 
Bulunan kaynaklarin insanlik için tehlike olusturmasi nedeniyle birçok egemen devlet yeni arayislar içerisine girmislerdir. Çernobil reaktörlerinde sizinti meydana gelmesi sebebiyle nükleer enerji insanligin tartismaya basladigi, kendileri için potansiyel bir tehlike olusturan adeta düsman olarak gördükleri bir kavram olur. Nükleer gücün bu sekilde itibarsizlasmasi karsisinda yeni arayislar içeresine giren egemen güçler çok zaman geçmeden istedikleri enerji kaynaklarini bulmuslardir. Bulduklari bu kaynaklarin birçogunun olumlu yanlarinin oldugu gibi olumsuz yanlari da bulunmaktaydi. Içlerinde birinin hiçbir olumsuz tarafi bulunmamaktadir. Bu enerji kaynagi dogal, tehlikesiz ve rezervlerinin bitmesi gibi bir sorunu olmayan bir kaynaktir. Günes enerjisi olan bu kaynak ile ilgili yapilan çalismalar neticesinde elektrik üretiminde kullanilabilecegi düsüncesi ortaya çikar. Artik diger kaynaklar popülerligini yitirmis, bütün devletler bu enerji konusunda mutabakata varmislardir.
 
Artik her sey degismis, yapilan bütün çalismalar, üretilen ve tasarlanan bütün sistemler bu elektrik enerjiyle çalisacak sekilde dizayn edilmis ve bu kapsamda yeni birçok sistem olusturulmaya baslanmistir. Bu gelismeler ile birlikte daha önceleri kaynak olarak kullanilan birçok maden dünya piyasalarinda deger kaybetmeye baslamislardir. Bulunan yeni kaynagin degerinin farkinda olan egemen güçler petrol ve diger madenlerdeki deger kayiplarina aldiris etmeden yeni projelerini hayata geçirmek için büyük bir gizlilik ve dikkat içerisinde çalismalarini yürütmektedirler. Ancak projenin hayata geçirilmesinde bir takim sorunlar bulunmakta. Günes enerjisinden elektrik üretebilmek amaciyla kurulacak sistemlerin yilin her ani günesli ve yogun sicak bir iklime sahip olmasi gerekmektedir. Bir zamanlar emellerini tamamlayip kendi özgürlüklerine birakilan büyük topraklara (çöllere) sahip sömürge ülkeleri tekrar önem arz etmeye baslamis, birçok senaryoya konu olmuslardir. Kendi zenginliklerinin farkinda olmayan bu ülkeler, birçok egemen devletin tarihte yaptigi gibi her türlü yolu deneyerek bu enerjiye sahip olmalari için hedef durumuna düsmüstür. Daha önceleri yerlerini bile bilmedikleri, çesitli dramlara sahne olmus bu kum yiginlarindan olusan ülkeler nedense herkesin bildigi ve önemsedigi ülkeler konumuna yükseltilmistir.
 
Geçmiste birtakim kaynaklar sebebiyle gizli kapilar arkasinda bu ülkeler ile ilgili çesitli sinirlar çizilirken simdi de ayni senaryo oynanmaya baslanmis batili güçler kapilari tekrar kapatip sinir çizme çalismalarina hiz vermislerdir. Bu projelerin olumlu sonuçlanmasi halinde dünyadaki bütün enerji kaynaklarindan daha fazla bir enerji kaynagi saglanmis olacak, egemen güçler planlarini istedikleri gibi sonlandirmis olacaklardir. Bu projeyi planlayan ve uygulayanlar projelerin hazirlanmasi, faaliyete geçirilmesi ve sonrasinda güvenliginin saglanmasiyla ilgili bütün ayrintilari dikkate alarak büyük bir özen ve dikkat göstererek hedeflerine ulasmayi çabalarlar. Bu yolda önlerine çikacak engellere karsi degisik müdahale tarzlari gelistirirler. Bu müdahaleler kimi zaman siyasi, ekonomik ve sosyolojik kimi zamanda askeri müdahale seklinde olabilir. Karsilarina çikacak devletlerin güçlerine göre farkli stratejiler uygulanir. Güçsüz küçük bir ülke ise siyasi baskilar ile yildirmaya çalisilir, güçlü ve büyük bir ülke ise sosyal ve ekonomik baski ile müdahale edilir. Bazen bu stratejiler de karsilarina çikacak ülkeleri yildirmaya yetmeyebilir bu asamada askeri seçenekler masaya yatirilir amaçlari ugrunda ne gerekiyorsa yapilir ve yola gelmeyenler de bu müdahaleler neticesinde yola gelirler. Egemen güçler bu enerji kaynaklari üzerinde diger büyük ülkelerinde pay sahibi olmak istemesi olasiligi karsisinda bu ülkelere karsi degisik stratejiler uygulayarak onlari zayiflatmak isteyeceklerdir.
 
RUSYA TEHDIDI
 
Egemen güçler tarafindan, zamani geldiginde bu enerji kaynagindan Rusyanin da pay olmak isteyebilecegini düsünülmektedir. Bu amaçla bu ülkeye karsi degisik tedbirler almak zorundadirlar. Ancak bu tedbirleri alirken dikkatli davranmak durumundadirlar. Çünkü batili devletler özellikle Rusyanin dogalgazina mahkum durumdadirlar. Bu kapsamda düsünecek olursak alinacak tedbirlerin Rusya’nin tepkisini çekmeden, dostane bir his vererek yerine getirilmesi gerekmektedir. Batili devletler bu gerçegin bilincinde hareket edip zamani geldiginde askeri seçeneklerde dâhil bir takim sinsi planlari yapmis ve beklemektedirler.
 
ÇIN TEHDIDI
 
Batili egemen devletler dünyanin en kalabalik nüfusuna sahip ve gelecegin güçlü devletlerinden olmaya aday olan Çin içinde degisik planlar yapmaktadirlar. Bakildiginda bütün dünyada birçok maden rezervlerinin yakin bir gelecekte tükenme tehlikesi ile karsi karsiya olmasi Çin devleti için büyük bir problem teskil etmektedir. Çin devletinin kalabalik nüfusu, mevcut kaynaklarin bitme tehlikesi bu ülkeyi de yeni kaynak arayisina itecektir. Batili egemen devletler bunun farkindadirlar. Bu amaçla kendileri için potansiyel bir tehlike olusturan Çine karsi bir seyler yapmak zorundadirlar. Yaptiklari arastirmalar ile Çinin en zayif tarafinin ekonomisi oldugunu ögrenen egemen güçler bu ülkeyi ekonomik bir takim yöntemlerle yipratmaya çalismislardir. Özellikle dünya geneline ucuz mal ihraç eden Çin’in gönderdigi malzemeler üzerinden olumsuz propaganda yapip, kendilerine rakip olarak gördükleri Çin devletini saf disi birakmayi amaçlamislardir. Bunlarin yaninda bir takim askeri üs bölgelerini Çin ülkesine yakin müttefik ülkelerin topraklarinda kurup her zaman bir askeri seçenek olabilecegi gerçegini de göz ardi etmemislerdir.
 
IRAN TEHDIDI
 
Batili egemen güçler, Iran devletini bölgede tasarladiklari projelerin basariyla sonuçlandirilmasi önünde bir engel olarak görmektedirler. Hem projeler hem de bölgedeki samimi dostlari Israil devletinin gelecegi konusunda bir tehlike olarak gördükleri nedeniyle Iran devletine karsi her zaman çantalarinda bir plan mevcuttu. Ancak Iran batili devletlerin daha önce sömürdügü diger Ortadogu ülkelerine benzemiyordu. Birçok maden kaynagi, verimli ve çok büyük topraklari, geçmisten gelen kökleri saglam atilmis devlet yapisi ve kati bir ideolojik anlayis Iran devletini rakiplerine karsi korkulacak bir güç yapmistir. Iran saydigimiz bu zenginliklerine ve ideolojik degerlerine sahip çikmak amaciyla her türlü teknolojik imkânlari kullanarak silahlar üretmis, nükleer gücü elinde bulunduran kalabalik oldular meydana getirmistir. Bunlari yaparken de baska ülkelere ihtiyaç duymadan kendi ülkesinin zenginliklerini ve kendi bilim adamlarini kullanip her türlü silaha sahip olarak batili egemen güçlere kafa tutacak seviyeye gelmistir. Sadece silahlanmanin da yeterli olmayacagi bilincinde olan Iran çevresindeki Sii toplumlarini silahlandirip egiterek yeri ve zamani geldiginde kendisi için savasacak gizli ordular kurmus ve yakin zamanda gelecek tehlikenin farkinda olarak hazirligini yapmistir.
 
PROJEDE LIDERLIK ÇEKISMESI
Egemen güçler sahra çöllerinde hayata geçirmeyi planladiklari günes enerjisinden elektrik enerjisi üretme projelerine oldukça önem vermektedirler. Bu nedenle projenin kendi kontrollerinde yürümesi amaciyla kendi aralarinda anlasmazlik yasamaktadirlar. Her ülkenin kendine göre gizli hesaplari bulunmaktadir. Her ne kadar beraber hareket etme fikri bulunsa da pastadan en büyük payi almak için ugras verirler. Avrupali devletlerin kontrolünde gibi gözüken bu altin yumurtlayan tavuklar için Amerikanin da gizli hesaplari mevcuttur. Amerika yapilacak çalismalarin kendi himayesi çerçevesinde olmasini ister ve bunu Avrupali devletlere de diretmekten kaçinmaz. Avrupali devletler her ne kadar istemeseler bile gelecekte bu projenin korunmasi için Amerika’nin güçlü ordularina ihtiyaçlari bulunmaktadir. Her zaman oldugu gibi Amerika agirligini koymus ve diger devletleri de kendi yaninda tavir takinmaya zorlamis ve kontrolü kendi eline almistir.
 
Yazar kitabin bu kismindan sonraki bölümlerinde, batili egemen devletlerin Iran devletini projelerinin önünde bir engel olarak görmesi, Iran’in da bu tehlikenin farkinda olmasi ve bu sebeple yaptigi askeri ve siyasi birçok hazirligi kademeli olarak anlatmistir. Bu hazirliklara kisaca deginecek olursak;
 
Iran’in adim adim yaklasan bu tehlike karsisinda teslim olmaya niyeti yoktur. Kendisine karsi silahlanan ve savas hazirligi yapan ülkelere karsi kat kat fazla hazirlik yaparak kolay lokma olmadigini bütün düsmanlarina göstermistir. Bu hazirliklar için ciddi bütçeler ayrilmis bu bütçeleri de savas bütçesi adi altinda ayirmislardir. Ayrilan bu bütçeler ve yaptiklari bu hamlelerle savunma sanayisinin bütün alanlarinda çok kisa zamanda büyük adimlar atip müthis derecede basarilar saglanmistir. Özellikle ordularini füze sistemleri noktasinda dünyadaki bütün ordulara karsi güçlü konuma yükseltmis, akla gelmeyecek birçok kitle imha silahlarini üretip düsman devletlere gözdagi vermistir. Hava ve deniz kuvvetlerini dünyanin en güçlü birlikleri haline getirmis, degisik özelliklere sahip kalabalik birçok kara birlikleri olusturulmus, olasi bir savasta her açidan mücadele edebilecek güçlü ordular dizayn edilmistir.
 
Silahlanma faaliyetlerini basariyla devam ettirmenin yaninda olasi bir savas durumunda düsmanlarina karsi tek basina kalmamak adina özellikle Sii nüfusunun yogun oldugu ülkelere akla gelebilecek bütün alanlarda yardimlar yapip bu ülkelerin sevgi ve sempatisini kazanmayi hedeflemistir. Zamanla hedeflerine ulasan Iran devleti yardimlarla sempatisini kazandigi birçok ülkede askeri üsler kurmus, batili devletlerin aklina gelmeyecek bir adim atmistir. Savas hazirliklari ile her alanda grafigini yükselten Iran zamanla birçok ülkenin ekonomik yatirimlar yaptigi bir ülke olmustur. Kendisi de bu ekonomik atilimlar ile birlikte birçok ülkede sanayi yatirimi yaparak elde edilen kazançlari savas için harcamistir. Ekonomik olarak gözüken ancak savas yatirimi olan Etiyopya, Cibuti, Tacikistan, Demokratik Kongo gibi zayif ülkeleri silahlandirip sözde isbirligi antlasmalari yapi kendi adina savasacak kalabalik ordular kurmustur.
 
Batili devletlerin yipratmaya çalistigi bölgenin güçlü devleti Çin ile gelecek 20 yilik enerji antlasmasi imzalayarak olasi bir Çin tehlikesini de bu sekilde bertaraf etmistir. Çin artik gelecek 20 yilini ipotek altina almistir, batili devletlerin de söyleyecek bir sözü kalmamistir. Iran çok akilli bir devlettir, bu savasa çok iyi hazirlaniyor, kendisine fayda saglayacak bütün devletler, illegal örgütler, derin yapilar vs. ile isbirliginde bulunmus ve sayabilecegimiz her türlü kirli oyunlari oynamistir. Bütün bu isbirligi antlasmalari yasanacak olan savasta bir cepheyi kurtarma stratejisi olarak tarihe geçmistir. Iran’in hazirliklari karsisinda iyice tahrik olan Avrupali devletlerde hazirliklarina tüm hiziyla devam etmis, tasarladiklari savas için Orta Doguya silah göndermeye baslamislardir. Orta Doguda daha önceleri sömürdükleri devletlerin topraklarinda kurduklari askeri üslerde hummali bir hazirlik baslamistir. Artik dünya savasi her iki taraf içinde kaçinilmazdir.
 
Savas için her sey hazirdir. Savasin taraflari dogru hamleyi yapmayi beklerken bütün dünya ülkelerindeki yazili ve görsel basin organlari her iki tarafinda yaptigi hazirliklari dünyaya duyurup, taraf olmayan birçok ülkeyi de etki altina alarak bu savasin bir tarafi durumuna getirmislerdir. Iran kapali kapilar arkasinda toplantilar yapar ve degisik savas stratejileri olusturur. Amaç bu savasi kazanmaktir. Bütün dünya bunlari konusurken Iran beklenen hamleyi yapar ve dünya ülkelerini tahrik etmek amaciyla nükleer füze denemesi yapar ve savasin ilk kivilcimi atilmis olur. Karsilikli tatbikatlar yapilarak birbirlerine gözdagi vermeye baslanir. Bu sekilde yasananlar ile gerilen ortam Iran’in önceden iliski ve isbirligi kurdugu çetelerin dünyanin birçok yerinde saldirilar yapmasiyla savas baslamis olur.
 
Iran daha önce olusturdugu altyapilar ile karsi müttefik ülkelerin beklemedigi sekilde bir taarruz baslatir. Bu ülkeler ile isbirligi içerisinde bulunan Orta Dogu ülkelerine saldirilar düzenleyip henüz savasin basindayken birçok ülkeyi çaresizlik içerisinde birakir. Senaryo yazildigi gibi islemekte bütün dünya yasananlar karsisinda sasirmis ne yapacaklarini düsünmektedir. Yasananlar karsisinda dünyanin birçok ülkesi Iran devletine savas açtigini ilan eder. Iran’in savas öncesi destekleyip silahlandirdigi birçok Afrika ülkesi kisa zamanda bulunduklari bölgelerde basarilar elde eder ve Iran lehine bir birlik kurarlar. Iran rakiplerine karsi büyük bir mücadele vermis ve birçok alanda düsman gördügü devletlere ciddi kayiplar verdirmistir. Savas bu sekilde devam etmis, egemen güçlerin enerji projeleri hüsranla sona ermistir. Iran devleti verdikleri kayiplara ragmen III. Dünya savasini galip olarak bitirmis, dünya devletleri büyük bir enkaza dönüsmüstür.
 
Özetle yazar kendi dünyasinda bir III. Dünya savasi kurgulamistir. Bu savasin nedenini kendisi belirleyip, taraflarini kendisi seçmistir. Ülkeleri belirlenen hedef kapsaminda hazirlamis ve zamani geldiginde bu ülkeler savasmistir. Savas kavramindan çok egemen devletlerin hirsi sebebiyle dünyanin her zaman bir tehlike ile karsi karsiya kalabilecegi gerçegini yansitmaya çalismis, savasin ardinda biraktigi tahribatlar ve bütün dünyanin bu savastan nasil etkilendigi gözler önüne serilmeye çalisilmistir.
 
III. Dünya Savasi Armageddon
W. BIGWORLD
Yanki Yayinlari

Benzer Kitaplar